Beyin Ve Sinir Sistemi Sağlığı | SaglikDersi.NET

İnme hastasının rehabilitasyonu

Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

İnme sonrasında gelişen ölümler bugün dünyada ölüm sebeplerinin 3. sırasında yer almaktır. Bunun dışında felç, konuşma ve anlama bozuklukları, hatta bunama, inmeden sonra kalıcı olabilir ve hasta yatağa ve yakınlarının bakımına bağımlı hale gelebilir.

Halk arasında nuzül, felç gibi isimlerle de bilinen inme aniden gelen beklenmedik bir hastalıktır. Yapılan araştırmalara göre her yıl inme dolayısı ile ABDde 65 yaşın üzerinde 300 bin kişi sakat kalıyor ve bunun 18 bini hastanede yatarak tedavi görüyor. Özellikle ilerlemiş yaşlarda daha fazla ortaya çıkan inme, insanların iş yapamaz duruma getiriyor. Ancak inme geçirmiş bir hastayı topluma yeniden kazandırmak da bazı tedavilerle mümkün hale geliyor.

İnsanları sakat bırakıyor

Rehabilitasyon ile inme hastaları için yapılabilecek çok şey var. Beyin kan damarlarının tıkanması veya yırtılmasıyla oluşan beyin hasarının vücudun bir tarafında meydana getirdiği inme, insanları bağımlı hale getirir. Sekelli veya sakat olarak tanımlanan bu hastaların topluma mümkün olduğunca aktif bireyler olarak katılmasını sağlamak ise rehabilitasyon ile mümkündür.

İnmeli bir hastaya uygulanacak rehabilitasyon programı niteliği ve sonuçları ile büyük önem taşır. Sonunda tekrar kazanılmış olan eski beceriler de, hastanın evine ve topluma dönüşüne büyük oranda etki eder.

Kimler tehlike altında?

İnme, istatistiklere göre özellikle 65 yaşın üzerinde daha çok ortaya çıkıyor. Ayrıca, herhangi bir yaşta; hipertansiyon, şeker hastalığı, sigara içme, uzun süren ruhi stresler ve kalp hastalıklarından birinin belirlenmesi durumunda hastalığın tedavisine ve takibine önem verilmesi gerekiyor.

İnme geçirilmişse…

İnme sonrası kol ve bacakta işlev kaybı, his ve algılama yeteneği kaybı, konuşma ve iletişim bozuklukları, psikolojik fonksiyon bozuklukları çeşitli derecelerde görülüyor. Hastanın genel durumu bozuluyor. Hastanın acil olarak hastaneye kaldırılması ve tedavisine hemen başlanması gerekiyor. Hastanın genel durumu düzeldikten sonra erkenden rehabilitasyon programına geçiliyor.

Gevşek felç olarak söylenen dönem yaklaşık 1 ay sürer. Bu dönemde hasta yatağında eklemlerde katılaşma meydana gelmemesi, arka bölgelerinde yaralar açılmaması, dolaşımın düzenlenmesi için yatak içi egzersizler yaptırılır. Bu dönemin 1 aydan daha uzun sürmesi hasta iyileşme potansiyelinin zayıf olduğunu gösterir. Kaslarda sertleşmenin başlaması 1 aydan sonra olur. Kol ve bacak hareketlerinin giderek iyileşmesi 2-4 ay içerisinde olur. Gelişme 1 yıl sürer. Bacak kola göre daha hızlı iyileşir. Bu dönem hastayı oturtma, denge sağlama, yürüme, son olarak da mümkünse ince işleri yapabilme becerileri geri kazandırmaya çalışılır. Konuşma ve algılama bozukluklarının iyileşmesi yavaş olur ve 3-6 ay içinde gerçekleşir.

Rehabilitasyonun amacı…

İnmede rehabilitasyonun amacı, hastanın sakatlığını mümkün olduğunca düzelterek bağımsız kılmaktır. Aksi takdirde ömrünün geri kalan döneminde yaşam için en zaruri işlerini bile (tuvalet, banyo, yemek yeme vs.) en az bir kişinin yardımı ile yapmak zorunda kalacaktır.”

Rehabilitasyonun başarılı olmasını etkileyen faktörler

  • Hastanın yaşı (gençlerde daha başarılı)
  • İnmenin tipi (beyin damar tıkanması kanamaya oranla daha başarılı)
  • Beyinde meydana gelen hasarın yeri ve büyüklüğü
  • Hastanın eğitim seviyesi
  • Ailevi desteği
  • Tıbbi tedaviye erken başlamak
  • Beraberinde bulunan hastalıklar
  • Deli Dana

    Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

    İngilizcesi ile mad cow disease olarak adlandırılan Deli Dana hastalığı (Bovine spongiform encephalopathy - BSE - olarak da tanımlanmakta), sığırlarda görülen beyin hastalığıdır.

    Duruş, hareket, duyu bozuklukları ve beyindeki süngerimsi değişikliklerle kendini göstermektedir. Hastalığa yakalanan sığırların hareketlerinde anormallik olduğu için, bu hastalığa halk arasında “Deli Dana” hastalığı denildi. Deli Dana hastalığına çok benzeyen ve sadece koyunlarda görülen Scrapie hastalığının, yaklaşık 250 yıldır bilindiğini belirten uzmanlar bu hastalığın, diğer hayvan türlerine bulaşabildiğini açıkladılar.

    Scrapie hastalığından ölmüş bir koyun, sığırlar için hazırlanan yemlere katkı maddesi olarak kullanıldığında, hastalığın sığırlara da bulaştığı vurgulandı.

    Bilim dünyası, 1996 yılında, İngiltere’de 10 kişinin Creutzfeldt-Jakop hastalığı (Creutzfeldt-Jakop Disease=CJD) sonucu öldüğünü öğrendi. Bu ölümlerin nedeninin klasik CJD olmadığı ve sığırlardan insanlara hasta sığırların tüketilmesi ile geçen Deli Dana hastalığının insanlardaki şekli, yani yeni tip CJD (vCJD) olduğu bildirildi.

    İnsanoğlu son yıllardaki gelişen teknolojiyle adeta geleceğe meydan okurken doğa dakendi oyununu oynayarak kendini yeniliyor.. Atalarımızın ismini sıkça duymadığı birçok hastalık ,günümüzde insanoğlunun etrafını sarmış tehdit ediyor.Bunlardan biri olan Deli Dana hastalığı,.son günlerde gündemde olan, ingilizcesi ile mad cow disease olarak adlandırılan özellikle sığırlarda görülen birbeyin süngeri türü yada bilimsel adıyla‘Bowine Spongioform Encephalopathy’(BSE) hastalığıdır. Bu hastalık, duruş, haraket, duyu bozuklukları vesinirsel dokuların bozulmasıyla karakterize olan öldürücü ,bulaşıcı olabilen ve beyindeki süngerimsi değişikliklerle kendini gösteren bir tablo sergilemektedir.. Hastalık ilk kez 1986 yılında İngiltere’de tanımlanmıstır. Calışmalarda, 1985 yılında İngiltere’de cok az sayida Deli Dana vakası oluştuğu bildirilmiştir. Giderek artış gösteren sığır hastalığı İngiltere ve bazı Batı Avrupa ülkelerinde rastlanmakta olup, 1993 yılı ortalarına kadar İngiltere, İskocya ve Galler bölgesinde yaklaşık 100.000 vaka tespit edilmistir.

    Hastalığın etmeni tam olarak tanımlanamamış olup, kuluçka süresinin cok uzun olması, ısıya karşı cok yüksek dayanıklılığı ve vücutta etken immun sistemini uyarmadığından bağısıklık oluşumu ve antikor oluşumunun olmaması gibi bir cok biyolojik, fiziksel ve kimyasal karakterleri virus özelliğine uymamaktadır. Bu yüzden ‘Deli Dana’ ve aynı gruptaki diğer hastalıkların alışılmamış virusler olarak tanımlanmalarına neden olmuştur. Bugun bu gruptaki hastalar icin prion tanımlaması yapılmaktadır. Prion, vücuda girdikten sonra kendi türünde proteinler üretmektedir. Hastalığı da prion’un protein kısmının taşıdığı düşünülmektedir. Bu hastalıkta, Prion adı verilen özel bir cins protein oluşmakta veHasta hayvanlarınetinin yenmesi ya da bunların dokuların üretilmiş, serum ilaç vb, maddelerin kullanılmasıyla vücuda girmektedir. Vücuda girdikten sonra dokuların normal protein üretimini etkileyerek bozuk bir protein çeşidi ( Prion) üretilmesine neden olmaktadır. Bu anormal proteinler beyin dokusunda birikmeye başlayınca da ‘Deli Dana Hastalığı’ ortaya çıkıyor. Prion, beyin ve omurilik gibi sinir sistemi hücrelerini etkileyerek süngersi bir hale getirmekte ve bu sistemin görevlerini bozmaktadır Halk arasında hepsine aynı isim verilmekle beraber bilim dünyasında, farklı canlı gruplarında farklı isimlerle anılıyor. Hastalığın ana nedeni koyunlarda rastlanan scrapie hastalığının etmeninin sığırlara bulasmasıdır. Bulasma doğrudan hayvandan hayvana olmamakta, Scrapie hastalığı görülen koyunlardan elde edilen et-kemik unu, et unu ve kemik ununun sığır yemlerinde kullanılması sonucu bu yemle beslenen sığırlarda meydana geldiği anlaşılmıştır. Hasta koyunların iç organları ve kemiklerinin daha yoğun bulaşmakaynağı oldugu da belirlenmistir

    İngiltere dışında İrlanda, İsvicre, Fransa, Umman, Falkland Adalari, Portekiz, Italya, Almanya, Kanada ve Danimarkada az sayıda‘Deli Dana’ vakası bildirilmistir. Ancak bunların İngiltereden ithal edilen canlı hayvanlar veya hayvan yemlerinde kullanilan et-kemik unuyla iliskili olduğu görülmüştür. Hastalığın bulaşması hakkındaki veriler, hastalığın sığır ırklarına ve genetik faktorlerine bagli olmadığına, ayrıca sığır ithalati, spermanin kullanılması veya sürüler arası hayvan hareketleriyle ilişkili olmadığına dikkati cekmistir. İngiltere’de hastalığın çıkışı et-kemik unu üreten rendering tesislerinde 1980′den sonra yapılan üretim yöntemi değişikligine baglanmistir. Ekonomik sebepler nedeniyle, et-kemik unu yapılması sırasında uygulanan isinin düsürülmesi, Ingiltere koyunlarında yaklasik 200 yildir yaygın olarak görülen scrapie’nin (bir baska prion hastalığıdır) sıgırlara bulaşmasını sağlamıştır. Daha sonra hastalığa yakalanan sığırlardan üretilen et-kemik ununun diger sığırlara yedirilmesi sonucu büyük salgın patlak vermistir.

    Bir türün enfeksiyonunun, baska bir türün enfeksiyonunu getirmesi seklinde gelisen bu durum, Beyin sünger hastalığı olan hayvanların insanlar icinde enfeksiyon kaynağı olabileceğini düsündürmüstür. Deli Dana’nın ortaya çıkmasıyla birlikte insanlarda görulen Creutzfeldt-Jakob Sendromunda bir artış gözlenmis ve arasında bir ilişki olabileceği düsünülmüstür. Fakat Deli Dana’nın bir zoonoz (hayvandan insana gecen hastalik) olduğuna dair delil yoktur. Zoonoz karakter göstermesi olasılığına karsı önlem alınmaktadır..

    İnsanlar da görülen bu hastalıkilk olarak Papua yerlileri arasında salgın yaptığı sırada tanınmış. Dünyanın son yamyamları olan bu yerliler insan eti yediklerinde prionu almış ve hastalanmışlar. Bilim adamlarının yoğun çabalarıyla insan eti yemekten vazgeçirilerek salgının önüne geçilmiştir.

    Bugün için, hasta hayvanların etlerinin yenilmesiyle insanlara bulaşabiliyor. Özellikle beyin ve omurilik dokusu gibi yerlerde daha yoğun olduğu için bu dokuların katıldığı yiyecekler çok daha tehlikeli olmaktadır.

    Özellikle bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve tedavisi konusunda yoğun araştırmalar yapan Amerika Milli Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü (NIAID) fareler üzerinde yaptığı araştırmalarda bu hastalığın tedavisi yolunda bazı gelişmeler elde etti. Bu merkezin uzmanlarından Dr Suzette Priola başkanlığındaki bir ekip, siklik tetrapiroller adı verilen bir ilaç denediler. Kanser tedavisinde de kullanılan bu ilacın zerkedildiği farelerde hastalığın ortaya çıkışı engellemekta ya da yüzde 300 oranında geciktirilmektedir. Bu ilaç şimdilik, hastalık belirtileri ortaya çıktıktan sonra etki etmiyor, hastalık etkeni bulaştığı sırada verildiğinde olumlu etkilerini gösteriyor. Dr Suzette Priola, ‘hastalığın insanlarda görülen şekliancak hastalık belirtileri ortaya çıktıktan sonra teşhis edilebiliyor. Oysa ilaç şimdilik bu aşamada etki etmiyor. Şu andaki tüm çabamız bu ilacı belirtiler ortaya çıktıktan sonra da etki edebilecek hale getirmek’ diyor.

    Bu ilaç normal dışı protein üretimini engellediği için Alzheimer ve Tip2 şeker hastalığı gibi,normal dışı bir protein üretimi ile bünyenin hasar gördüğü diğer hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek.

    Tıpta yeni gelişmelere hepbirlikte…

    27-03-2001

    Not: Katkılarından dolayıUz. Dr. Işıl Yurdaışık’ a ve Biyolog Barış YelkenciyeTeşekkür ederiz.

    Cryptosporidiosis

    Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

    Bir intrasellüler protozoon olan Cryptosporidium tarafından özellikle AIDS gibi hücresel immünite defektli hastalarda oluşturulan ve fulminant diyare sonucu ölüme ilerleyebilen klinik tablo ile karakterize bir hastalıktır. İnfekte insan veya hayvan dışkısıyla bulaşmış yiyeceklerle alındıktan sonra genellikle sindirim enzimlerince kist açılır ve hareketli sporozoitler serbestleşir (Şekil-46). Bunlar, intestinal epitelyal hücrelere yapışırlar ve sitoplazması dışında, bu hücrelerin de katıldığı bir vakuol içine alınır. İntrasellüler ancak ekstrasitoplazmik olarak bu vakuol içinde üreme başlar ve merontlar oluşur. Merontlar lumene salınır ve bir kısmı tekrar konak hücrelere invaze olur ve aynı sirkülasyonu izler (otoinfeksiyon). Böylece, az sayıda mikroorganizma alınması halinde dahi ciddi düzeylerde veya kronik özellikli infeksiyon gelişebilmektedir.

    Hastalık, dışkı hijyeninin kısmen yetersiz olduğu, immünitesi yeterince gelişmemiş yaş grubunda (< 2 yaş) ve AIDS hastalarında daha sıklıkla görülebilmektedir. Çok sulu, kanlı ve pürülan diyare, yüksek ateş, genel infeksiyon belirtileri ve GİS semptomlarıyla belirir. İmmünite yetmezliği bulunmayanlarda hastalık kendini sınırlayıcıdır, sıvı replasmanı ile hastalar düzeltilebilir.

    Tanıda intestinal biyopsi önceliklidir. Ciddi immünite defektleri olanlarda tedavi güçtür, hiçbir ilaç ile istenen tedavi sağlanamamıştır. Ko-trimoksazol, daraprim, makrolidler, paramomisin denenir.

    Beyin Krizi

    Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

    Beyin krizi kalp hastalıkları ve Kanserden sonra en fazla ölüme sebep veren bir durumdur.Dünyada 3ncü sıradaki ölüm sebebidir. Beyin krizi orta ve ileri yaşta sakatlığın en önde gelen sebebidir.

    Bütün bunlara rağmen BEYİN KRİZİ önlenebilir bir durumdur.

    BEYİN KRİZİ NEDİR?

    Beyin krizi terimi ile anlatmak istediğimiz olay beynin bir bölgesinin kansızlığına veya bir bölgesine kanamaya bağlı olarak gelişen ve çoğunlukla felç şeklinde ortaya çıkan beyin damar hastalığıdır.

    1 Tıkanan damar:
    Beyin krizi,beynin ihtiyacı olan kanı alamadığı zaman ortaya çıkan bir durumdur.Beyin ihtiyacı olan kanı kendisine taşıyan damarlar yolu ile sağlar.Beyin krizlerinin çoğu bu damarlardan kan akımını engelleyen pıhtı sebebi ile olur.Yani damardaki kan akımı pıhtı sebebi ile engellenir ve beynin bir bölgesinin ihtiyacı olan kanı ya hiç alamaz veya yetersiz alır ve sonucunda beyin krizi denen durum ortaya çıkar.

    2 kanayan damar: Bazen de daha seyrek olarak beyin krizi zayıflamış damarların yırtılması ve kanın beyin içine veya beyin etrafına geçmesi sonucu da görülebilir.

    İlk örneğe kansızlığa bağlı beyin krizi ikincisine ise beyin kanamasına bağlı beyin krizi diyebiliriz.Her iki tip beyin krizide konuşmayı, davranışı, hafızayı etkileyebilir, beyinde kalıcı hasara ,vücudun bir tarafında kuvvetsizliğe yani felce, sakatlığa ve ölüme sebep olabilir.

    BEYİN KRİZİNİ ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    Beyin Krizi Belirtilerini öğreniniz ve tanıyınız.

    Beyin krizi belirtilerinden herhangi biri yalnız başına görülebileceği gibi,birkaç tanesi bir arada görülebilir. Bunlar birkaç dakika sürebilecekleri gibi birkaç saatte sürebilirler. Siz veya çevrenizde bulunan herhangi bir kimse bu beyin krizi belirtilerini hissediyorsanız acilen Doktora müracaat ediniz.Belirtiler geçmiş olsa bile bunu ihmal etmeyin. Zira bu belirtiler gelecekteki bir beyin krizinin habercisi veya ikazcısı olabilir.

    Beyin krizi haberci veya ikaz belirtileri

    Çoğunlukla vücudun bir yarısında ,yüz kol veya bacakta aniden ortaya çıkan kuvvetsizlik veya uyuşma,his bozukluğu Konuşmada zorluk,söylenenleri anlamada zorluk Bir veya her iki gözde aniden ortaya çıkan görme azalması veya görmede bulanıklık, çift görme İzah edilemeyen denge bozukluğu

    Bazen beyin krizlerinin öncesinde küçük beyin krizleri olur. Bunlara geçici iskemik atak adı verilir. Bunlar birkaç dakika ile birkaç saat sürebilir. Bu küçük ve en fazla 24 saat içinde tam düzelen küçük beyin krizleri beyne giden kanın geçici kesilmesi ve kısa sürede tekrar düzelmesine bağlı olarak ortaya çıkarlar. Bunlar daha sonra gelişebilecek büyük beyin krizinin önemli ikaz belirtileridir. Küçümsenmemeli ve üzerinde önemle durulmamalıdır. Büyük depremden önce olan zararsız yer sarsıntılarına benzetilebilir.

    Beyin krizi geçirmeye sebep olabilecek faktörleri ,hastalıkları öğreniniz

    Bu faktörlere risk faktörleri adı verilir. Bu faktörlere karşı gerekli önlemleri alınız. Gerekli tedavi ve kontrolleri yaptırınız

    Değiştirilmesi mümkün olmayan risk faktörleri

    YAŞ İnsan yaşlandıkça beyin krizine yakalanma ihtimali artar CİNS Beyin krizi erkeklerde kadınlardan daha çok görülür IRK Zencilerde beyaz ırka göre daha çok görülür

    Değiştirilmesi,önlenmesi veya tedavisi mümkün olan risk faktörleri

    YÜKSEK KAN BASINCI:TANSİYON YÜKSEKLİĞİ

    Beyin krizine en fazla sebep olan risk faktörüdür. Ancak aynı zamanda en kolay kontrol altına alınabilen bir durumdur. Düzenli olarak tansiyonunuzu ölçtürünüz ve kontrol altında tutunuz

    SİGARA:
    Beyin krizine yakalanma riskinizi iki misli arttırır. Sigara çiyorsanız hemen bırakınız

    KİLO:ŞİŞMANLIK Aşırı kilo yüksek kolesterole, tansiyon yüksekliğine ve şeker hastalığına zemin hazırlar veya öncülük eder. Bu 3 durumda Beyin krizine sebep olabilen faktörlerdir. Kilonuzu belirli sınırda tutunuz,diyetinizi ona göre ayarlayın ve yağlı yemeklerden kaçınınız

    ŞEKER HASTALIĞI DİABET:
    Şeker hastalığı damar hastalıklarına sebep olabilir. Damarları bozar. Buda Beyin krizine sebep olabilir. Şeker hastalığınız var ise şeker düzeyini kontrol altında tutun ve gerekli tedavinizi zamanında ve düzenli olarak yaptırın.

    DAHA ÖNCE BEYİN KRİZİ VEYA KÜÇÜK GEÇİCİ BEYİN KRİZİ GEÇİRMİŞ OLMA:
    Daha önce geçirilmiş krizler başka bir beyin krizine yakalanma ihtimalinizi arttırır. Ancak bazı ilaçlar düzenli alındığı takdirde bu ihtimali azaltır.

    KALP HASTALIKLARI:
    Bazı kalp hastalıkları özellikle düzensiz kalp ritmi olarak tanımlanabilecek atrial fibrilasyon önemli beyin krizi sebebidir. Düzensiz kalp ritmi özellikle ileri yaşlarda daha çok önem kazanmaktadır. Bazı ilaçlar düzenli alındığında beyin krizine yakalanma ihtimalini azaltırlar.

    HAREKETSİZ HAYAT TARZI:
    Hareketsizlik beyin krizine zemin hazırlayabilen önemli bir faktördür. Düzenli eksersiz ve/veya yürüyüş ve spor yapmak çok önemlidir.

    UNUTMAYINIZ!!

  • BEYİN KRİZİ ÖNLENEBİLİR BİR DURUMDUR
  • BEYİN KRİZİ ACİL BİR DURUMDUR EVDE VEYA BAŞKA YERDE VAKİT KAYBETMEYİNİZ.ZAMAN ÇOK ÖNEMLİDİR.NE KADAR ERKEN MÜRACAT EDERSENİZ TEDAVİDEN O KADAR ÇOK YARARLANIRSINIZ
  • BEYİN KRİZİNDE UYGULANACAK BİR ÇOK TEDAVİ ALTERNATİFİ VARDIR.
  • EN ETKİLİ TEDAVİLER İLK 3- 6 SAATTE UYGULANIR.

    BEYİN KRİZİNDE TANI VE TEDAVİ ALTERNATİFLERİ

    Beyin krizini teşhis etme ve krize yakalanma risklerini ortaya koyan tetkikler

    Beyin krizinin acil tedavisi açısından beyindeki hasarın derecesinin tesbiti ve tipinin tayini mümkün olduğunca erken yapılmalıdır.Beyin krizinin tıkanmış bir damara mı veya beyin kanamasına mı bağlı olduğunun çok süratli bir şekilde ortaya konması çok önemlidir. Çünkü tedavi alternatifleri buna göre değerlendirilecektir.Hastanemizde hastanın durumunu ortaya koyacak gerekli tanının çok süratli bir şekilde konmasını sağlayacak tetkiklerin tamamı vardır. Böylece tanıya çok kısa süre içinde ulaşmamız mümkündür.

    Tam bir tanı koymak için aşağıdaki tetkiklerin bir kısmına başvurulur.Bir hastada aşağıdaki tetkiklerin hepsini uygulamaya gerek yoktur.

    Beyin Tomografisi:Hastanın acil olarak müracaatında ilk uygulanan tetkiktir.Kısa sürede beyin krizinin kanamaya veya damar tıkanmasına bağlı olup olmadığı hakkında bilgi verir.Düşük dozda şua ile beyin görüntülenir. Magnetik rezonans:Beyin krizinin olduğu bölge hakkında detaylı bilgi verir beyindeki hasarın derecesinide gösterir.Çok hassas bir tetkik olduğundan özellikle küçük damar tıkanmalarında çok iyi bilgi verir. Manyetik alan kullanılarak özel bir odada yapılan bir tetkiktir. Manyetik rezonans anjio:Beyin damarlarını gösteren bir tetkiktir.Hastanın damarlarına girilmeden ve ilaç verilmeden yapılan ve beyin damarları hakkında bilgi veren bir yöntemdir. Transkraniyal dopler : Beyindeki kan akımı hakkında bilgi veren gerektiğinde hastaya yatağında uygulanan bir yöntemdir Karotis Duplex görüntüleme: Beyne kan taşıyan ana damarları ve dolayısiyle onlardaki tıkanmaları gösteren bir yöntemdir SPECT Bazı özel maddeler kullanılarak beynin kanlanması hakkında bilgi veren bir yöntemdir Beyin anjiografisi: Büyük damarlardan birine bazı özel maddelerin verilmesi ile yapılan ve beyin kan akımı ve beyin damarları hakkında bilgi veren bir yöntemdir. Transözofagal ekokardiografi:Yemek borusu içine bir tüp sokularak direkt olarak kalbi inceleyen bir yöntemdir Bunların dışında risk faktörlerini belirlemeye yarayan diğer yöntemler

  • Kan tetkikleri
  • EKG
  • EKO

    BEYİN KRİZİ TEDAVİSİ

    Beyin krizinde ilaç tedavisi gün geçtikçe gelişmekte ve krizin beyinde yaptığı hasarı en aza indirmeye çalışan bir çok yeni ilaç üzerinde çalışılmakta bir kısmı ise kullanılmaktadır.

    Beyin Krizinde acil tedavi

    Damar tıkanmasına bağlı beyin krizlerinin büyük kısmında hasar ilk 6 saatte oluşmaktadır. Araştırmalar damarda oluşmuş pıhtıyı çözmek ve beyni beyin krizine karşı daha dirençli hale getiren ilaçlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Beyni beyin krizi sırasında hasara karşı koruyan yani bir anlamda hasarı mümkün olan en az seviyede tutmak için uygulanan ikinci gruba beyin koruyucu ajanlar veya önlemler adı verilebilir.

    Damardaki pıhtıyı eriten ilaçlar: Bu grupta tPA denen bir ilaç kullanılmaktadır. Beyin krizinin erken devrelerinde beyin damarları içinde oluşmuş pıhtıyı eritebilen bir maddedir. Ancak bu kritik dönem olan beyin krizinin başlangıç dönemlerinde verilme ile mümkündür.İlk birkaç saatte verilmesi önemli olup bu şekilde beyinde hasar oluşması önlenebilmekte veya hasar en az seviyede olmaktadır.Ancak bu ilacın uygulanmasının önemli şartları vardır.En önemli şart mümkün olduğunca erken müracat etmektir. İlk 3 saat çok önemlidir. GATA beyin krizi merkezinde bu ilacı uygulama imkanı vardır. Beyin koruyucu ilaçlar veya ajanlar: Beyni ,beyin krizinde oluşan ve beyinde hasara yol açan olaylardan daha az etkilenir hale getirten ilaçlara beyin koruyucu ilaçlar adı verilir.Bu ilaçlarla ilgili olarak çok yoğun araştırmalar yapılmakta ve çok ümit verici sonuçlar elde edilmekte olup halen uygulanabilen ilaçlar mevcuttur.

    Beyin krizini önleme

    Yüksek risk taşıyan hastalarda beyin krizini önlemede kullanılan bir çok ilaç vardır.Bu ilaçların kullanımı özellikle daha önce küçük beyin krizi yani geçici iskemik atak veya geçici beyin krizi geçirenler ile büyük beyin krizi geçirenlerde daha önem kazanmaktadır.Bunlar kanın pıhtılaşmasını azaltan veya önleyen ilaçlar olup kanı sulandırıcı ilaçlar olarak bilinmektedir.Aslında kanın pıhtılaşma yeteneğini azaltan ilaçlar demek daha doğru olur.Bunlar 2 gruptur.

    Antikoagulanlar damardan veya ağızdan verilebilir Bunlar kanı daha inceltir ve pıhtıyı önlerler Antitrombosit ilaçlar Kanda dolaşan ve pıhtı oluşmasında önemli rolleri olan trombosit denen elementlerin birbirine veya damar duvarına yapışmasını önleyerek etki ederler.Bunların bir araya gelmesi veya damar duvarında kümeleşmeleri önlenerek damarlaın tıkanması önlenebilir ve böylece beyin krizi geçirme riski azaltılır.Beyin krizine karşı önlem alınmış olur..Bu grupta bulunan ve en çok kullanılan ilaç aspirindir.Bu grupta bir çok yeni ilaç vardır.

    Cerrahi tedavi

    Bazı durumlarda beyin krizini önlemek için cerrahi yöntemlerde kullanılabilir.Mesele beyne kan taşıyan damarlarındaki daralmalar veya tıkanmalar cerrahi yöntemle kaldırılabilir.Ancak bu cerrahi müdahele için gereken bazı kurallar vardır.Bunları uzman hekimler değerlendirip karar verir. Bunun dışında beyin kanamasına sebep olabilen beyin damarlarındaki baloncuklar ve anormal kan damar yumakları cerrahi yöntemler ile zararsız hale getirilebilir.

    Hasta bakımı

    Beyin krizinde tanı ve tedavi yöntemleri yanında bakımda çok önemlidir.Hatta tedavinin önemli bir parçasıdır.Bütün beyin krizleri acil bir durum olup bu krizi geçirenler bir süre yoğun bakımda tutulduktan sonra diğer normal bölüme alınmalıdırlar.Hastanın solunum ,dolaşım ve kalp gibi fonksiyonlarının takibi ,gerekli beslenmesinin sağlanması yanında yatak bakımıda önemlidir.

    Rehabilitasyon

    Beyin krizi sonrası ortaya çıkan fonksiyon kayıplarını en aza indirgemek en önemlisi hastayı kimseye muhtaç olmadan bağımsız bir hayat tarzına kavuşturmak rehabilitasyonun en önemli hedefidir..Gereksiz

    Sakatlıları önler. Beyin krizi sonu oluşan sakatlıkları düzeltme hastaları sakatlıklarına rağmen kendi işlerini kendileri yapar duruma getirmek için rehabilitasyon gereklidir.

    Beyin krizinde her dakika sayılıdır

    Beyin krizi ne kadar uzun sürede tedaviye alınırsa başka bir deyişle tedavide ne kadar gecikilirse beyindeki hasar o kadar büyük olur

    Beyin krizinde tedavinin başarısı belirtiler başladıktan sonra süratle kısa süre içinde ilgili uzman hekim tarafından görülmeyle yakın ilişkilidir.

    Beyin krizinde de aynen Kalp krizinde olduğu gibi acil tıbbi bakım uygulanmalıdır.

  • Beyin kanamaları

    Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

    Beyin kanamalarını iki ana gurupta inceleyebiliriz.

    BEYİN İÇİNE OLAN KANAMALAR: Beyini besleyen damarların cidarının yırtılması sonucu,kanın beyin içine sızması ve beyin dokusunu tahrip etmesidir. Beyin damarları yaş ilerledikçe yıpranırlar ve elastiki özelliklerini kaybederler.Bu nedenle özellikle tansiyon yüksekliği olan yaşlı insanlarda sıklıkla yırtılarak beyin kanamaları oluştururlar.Hastaların bir tarafları felç olur.Ayak ve el (tutulan tarafda) tamamen veya kısmen felç olur.Ayrıca konuşma merkezinin tutulduğu durumlarda hasta konuşamaz. Genç yaşlarda beyin damarlarının cidarının zayıflaması sonucunda balonlaşması ve bu balonlaşan kısmın yırtılması neticesinde beyin kanaması oluşabilir.Damarlarda oluşan bu balonlara “ANEVRİZMA” adı verilir. Anevrizma rüptürü, yani anevrizma yırtılması her yaşta görülebilir. Önceden tespit edilmeleri mümkün değildir. Hastanın hiç bir şikayeti olmaz. Ani bir zorlanma,heyecanlanma ile balonlaşan damar yırtılabilir.

    1. Beyin içine olan kanamalar
    2. Beyin dışına olan kanamalar

    Sanatçı Ebru Gündeş’in kameralar önünde hastalanmasını hatırlarsınız. Anevrizma yırtılması ve oluşan beyin kanaması sanatçıyı anında komaya soktu. Yaşı 40 civarında olanlar hatırlarlar. Türk sinemasının kralı Ayhan Işık’da yine anevrizma kanaması sonucunda vefat etmişti. Anevrizma kanamaları aniden oluşur ve hastaların büyük çoğunluğu komaya girerler. Tedavi ameliyatdır. Ameliyat ile balonlaşan ve yırtılan damar bağlanır. Çok ince,hassas bir ameliyat olup,ancak büyük merkezlerde,bu işler için özel eğitim almış beyin cerrahisi uzmanları tarafından yapılırlar.

    BEYİN DIŞINA OLAN KANAMALAR:
    Genelde travmalar sonucunda oluşurlar. Beyinin üzerinde DURAMATER denen bir zar vardır. Bu zarın üstünde bulunan damarlar travma neticesinde kırılan veya çatlayan kafatası kemiklerinin zedelemesi ile kanama yapabilirler. Oluşan kanama beyin zarı duramater ile kafatası kemikleri arasında birikir ve beyinin sıkışmasına neden olur. Ameliyat edilmezse beyin ölümü husule gelir ve hasta ölür. Bu kanamalara EPİDURAL HEMATOM adı verilir. Şiddetli travmalarda beynin üzerindeki damarlarda zedelenebilir. Bu damarlardan sızan kan duramater (Beyin zarı) altında birikerek yine beyinin sıkışmasına neden olur.Bu kanamalara SUBDURAL HEMATOM adı verilir. Ayrıca beynin üzerini örten çok ince bir zar olan araknoid zarın altına doğru da kanama olabilir. Bu tür kanamalarada SUBARAKNOİD KANAMA adı verildir.

    Kafa travmalarından sonra özellikle hastalar 24 saat müşahade altında tutulurlar.Bunun sebebi;beyin içinde başlayan bir kanama ilk başlarda belirti vermeyebilir.Ancak ilerleyen saatlerde kanamanın artması ve beyine baskı yapması sonucunda hasta komaya girebilir.Bu nedenle kafa darbelerinden sonra 24 saat hastanede gözlem altında tutulurlar. hastanız kazadan sonra ilerleyen saatlerde kusmaya başlarsa ve dalgınlaşırsa vakit geçirmeden acil servise müracaat ediniz..

    TEDAVİ:
    Bu bölümde daha ziyade kazalar sonucu oluşan beyin kanamalarını anlatacağım. Bazen hastaların ufak tefek ağrılar dışında hiç bir şikayeti yoktur. Hastahaneye yatmayı kabul bile etmezler. Ancak gecenin bir saatinde koma halinde geriye dönen hastalarımız vardır

    Beyin Hastalıkları

    Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

    Beyin hastalıklarında genlerin rolünün kesin olarak bilinmediğini söyleyen Florance Nightingale Hastanesi doktorlarından, beyin hastalıkları cerrahı Prof. Dr. Orhan Barlas, hastalığın türüne göre tedavi olanaklarının çeşitli olduğunu da açıklıyor.

    Beyin hastalıkları’nın çeşitlerine gelince,

    Kalıtsal (gelişimsel)
    Tümöral
    Vasküler (damar)
    Enfeksiyon
    Travma
    Dejeneratif
    Metabolik
    Psikiyatrik
    olmak üzere 8 bölümde toplanıyor.

    Türkiye’de en çok görüleni ise damar hastalıkları. Kalıtsal hastalıklar içinde en sık rastlananlar arasında kafadaki şekil bozuklukları var. Örneğin, çocuğun kafası enlemesine ya da boylamasına normal ölçülerden farklılık gösteriyor. Üstelik şekil olarak da bariz bir biçimde anormallik oluyor.

    Tümöral hastalıklar ise, 100 bin kişiden 25′inde görülüyor. Tümörler ya beyin hücrelerinden (nöron) ya da beyin kılıfından çıkıyor. İyi huylu olduğu takdirde sorun yok. Ancak kötü huylu ise cerrahi müdahale gerekiyor. Peki tümör hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?

    Özellikle sabahları uyanıldığında şiddetli başağrıları ve mide bulantısı ile kusma oluyor. Dolayısıyla bu tip durumlarda hemen bir doktora gitmek gerekiyor. Ayrıca beyin tümörleri vücutta oluşan diğer tümörlere benzemiyor. Çünkü beyin içinde büyüyen tümör, kafa sert olduğu için içerde sıkıştırma yapıyor. Sıkışan bölge işe yaramaz hale geliyor. Daha sonra da beyin içindeki bölgeler yavaş yavaş zedeleniyor ve hareket, konuşma yetisi gibi fonksiyonları etkileyen merkezler sakatlanıyor.

    Bir süre sonra ise kişi elini, ayağını oynatamıyor, felç oluyor. Bu durumda yani beyin fıtıklanmalarında solunum merkezi sıkışıyor ve hasta ölüyor. Kısacası kötü huylu tümörler için cerrahi müdahale şart oluyor. Ama bu müdahaleden sonra da tümör tekrarlayabiliyor.

    Damar hastalıkları, tıkanma ve kanama şeklinde meydana geliyor. Örneğin, birdenbire beyin damarlarında tıkanma olabiliyor. Ya boyunda şah damarı ya da küçük damarlar tıkanıyor ve kişi felç oluyor. Damar hastalıkları, daha çok ileri yaştaki kişilerde görülüyor. Tabii kolesterol, sigara gibi faktörler de damar tıkanıklığına yol açıyor.

    Beyin içi kanamaya gelince, bir nedeni yüksek tansiyon. Bir de anevrizma denilen rahatsızlık var. Damarların kenarında küçük baloncukların oluşmasıyla meydana geliyor. Anevrizma, doğumsal bir rahatsızlık yani çocuğun doğumu esnasında gelişen olaylardan kaynaklanıyor. Kısacası anevrizma, damar yapısındaki bozukluktan kaynaklanıyor. Öldürücü olabiliyor.

    Beyin apseleri, menenjit ve ensefalit ise enfeksiyon hastalıkları arasında en sık görülenler. Menenjit, beyin kılıflarının, ensefalit ise beyin dokusunun iltihaplanmasından oluşuyor.

    Beyin travmaları, herhangi bir kazada beynin yaralanmasından kaynaklanıyor. Beyin yaralanınca, kanama beynin çalışmasını engelliyor. Hasta bitkisel hayata giriyor.

    Tabii tüm bunların arasında bir de Sara (Epilepsi) hastalığı var ki, bir grup beyin hücresinin kontrolsüz anormal deşarjları sonucunda ortaya çıkıyor. Çocuklarda olduğunda, beyin hücrelerinin iyi çalışmadığı anlaşılıyor. İlaç tedavisi yapılıyor. Genelde ya doğum sırasında ya da doğum sonrasındaki durumlarda çocuk saraya yakalanabiliyor.

    Sebebi bilinmeden, beyinde bir bölgenin çalışmasının durması ile birlikte dejeneratif hastalıklar meydana geliyor. Örneğin parkinson ya da alzheimer hastalığı ile karşılaşılıyor. Metabolik hastalıklar ise kalıtımsal ve çoğunlukla da tedavisi mümkün olamıyor.

    Yaşamımızın bağlı bulunduğu organ beyin, bazı psikiyatrik hastalıkların da nedeni olabiliyor. Şizofreni, nevroz depresyon ve lityum tuzunun eksikliğinden kaynaklanan manik-depresif bunlardan birkaçı. Çoğuna ilaç tedavisi veriliyor.

    “Dyscalculia”

    Bazı çocuklar, matematik ve aritmetik dersinde başarısız oluyorlar ve bu çocukların çoğu zaman zekalarından şüphe ediliyor. Ancak işin aslı hiç de böyle değil. Yani metametik ve aritmetiği algılamama gibi bir sorundan kaynaklanan “Dyscalculia” denilen rahatsızlık tedavi edilebiliyor.

    0-12 aylar arasında bir bebeğin büyüme ve gelişmesi fetal (anne karnındaki) hayattaki gibi hızla devam ediyor. Bu dönemde merkezi sinir sisteminin ve beyin fonksiyonlarının tam gelişememesinden dolayı da “Dyscalculia” meydana geliyor. Okul çocuklarının yaklaşık %6-10′unda görülüyor aritmetik bozukluğu.

    Bununla birlikte çocukta algılama, dikkat ve hafıza fonksiyonlarında bozukluklar, yetersizlikler ön planda. Bu sorunu taşıyan bir çocuk, sayıları ve sembolleri karıştırıyor, sağ-sol, yön ve mesafeyi şaşırıyor, önce ve sonra gibi sıralı işlerde güçlük çekiyor. Problemleri okuma, anlama ve çözmede zorlanıyor. İşlemleri soldan yapıyor, çarpım tablosunu öğrenemiyor, geometrik şekilleri isimlendiremiyor.

    “Dyscalculia” konusunda bilgi veren İstanbul Tıp Fakültesi’den Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanı Pedagog-Danışman Dr. Ümran Korkmazlar, bu sorunla ilgili çok çocuk hastası olduğunu söyledi.

    “Dyscalculia” nın risk faktörlerinin başında ise genetik hastalıklar, yakın akraba evlilikleri, yetersiz çevre koşulları, 16 yaşından küçük, 35 yaşından büyük gebelik, hamilelikte geçirilen bazı hastalıklar, kanama, kan uyuşmazlığı, hamilelikte röntgene girmek, ilaç, sigara, alkol ve kahve kullanımı, anne-çocuk ilişkisindeki yetersizlik gibi olumsuzluklar yer alıyor. Çocuğun durumu eğer okula başlamadan önce saptanırsa psiko-pedagojik yaklaşımla tedavi edilebiliyor.

    Son gelişmeler

    Beyin hastalıkları tedavisinde Dünya’da ve Türkiye’deki en son gelişmeleri Amerikan Hastanesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi doktorlarından Beyin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Çetin Sarıoğlu anlattı: “Beyin cerrahisi, Türkiye’de çok gelişmiş ve genç bir bölüm. Avrupa’nın da çok üstünde başarılar elde ediliyor ülkemizde. Dünya’da beyin cerrahisi ile ilgili olarak geliştirilen yeni bir yöntem yok. Ancak, tümörün cinsini belirleyen bir alet üzerinde çalışmalar devam ediyor.

    Şu anda beyin hastalıklarının teşhişinde tomografi, MR (manyetik rezonans sistemi) ve anjiyografi uygulanıyor. Hastalığın çeşidine göre bu yöntemlerden birisi seçiliyor. Örneğin tümörlerde MR, damar hastalıklarında da anjiyografi kullanılıyor”.

    Peki tomografi olmadan önce ne yapılıyordu, yani teşhis nasıl koyuluyordu sorusunun yanıtı ise: “Boyundan şah damarına bir iğne sokularak tanı koyulmasına çalışılıyordu. Ama tabii bu çok ilkel bir yöntemdi. Üstelik yanlış kararlar ve hatalar da çok fazla oluyordu. 1975 yılından itibaren, tomografinin ülkemize gelmesiyle birlikte, beyin cerrahisi de gelişmeye başladı.

    Alzheimer Nedir?

    Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

    Alzheimer hastalığı en yaygın olarak görülen demans (bunama) nedenidir. Demans, beyin hücrelerinin harabiyetine ve kaybına yol açan bir hastalığın sık rastlanan belirtileri olarak tanımlanabilir. Alzheimer hastasında hafıza kaybı, kişilik ve davranış değişiklikleri, düşünme ve yorumlamada bozulma, konuşurken doğru kelimeleri bulmada güçlük, bazı işleri doğru sırayla yapmada zorlanma gibi bulgular görülür. Bu bulgular zamanla daha da kötüleşir ama kötüleşmenin hızı hastadan hastaya farklılık gösterir. Ancak hastalık ilerledikçe günlük yaşamı sürdürmek giderek zorlaşır ve hasta zaman içinde tamamen başkalarına bağımlı hale gelir.

    Eşiniz ya da bir yakınınız Alzheimer hastası ise ve siz ona bakmak durumundaysanız öncelikle bunun bir hastalık olduğunu, yakınınızın sizi üzmek için böyle davranmadığını kabul etmelisiniz.

    İşte, sizi bekleyen bu zor dönemde hem sizin daha az yıpranmanızı sağlayacak hem de hastanızın daha huzurlu ve sakin olmasına yardım edecek bazı küçük öneriler..

    Alzheimer hastasıyla iletişim kurmak

    Alzheimer hastalığı ve diğer demans hastalıklarında konuşma (kelime bulmakta zorlanma, düzensiz konuşma, tekrarların artması vb) ve anlama bozuldukları sık görülür. Konuşarak iletişim gittikçe güçleşirken, bir gülümseme, omuza bir dokunuş veya kucaklama hastaya olan sevgi ve anlayışınızı göstermeye yetecektir. Tekrarlanan sorular sizin için sinir bozucu olabilir, ama bunun hastalığın bir parçası olduğunu unutmayın. Hastanın söylemek istediğini anlıyorsanız, kullandığı yanlış kelimeleri düzeltmeye çalışmayın, bu, hastanın kendini huzursuz, mahcup ya da sıkıntılı hissetmesine yol açar.

    Hastalığın erken evrelerinde, yani hastanın kelimeleri anlayabildiği dönemde ne yapması gerektiğini, neler olup bittiğini ve oradaki insanların kimler olduğunu çeşitli vesilelerle hatırlatmak yararlı olabilir. Kapıların üzerine konan işaretler, neyin ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını açıklayan etiketler veya altlarında kime ait olduğu yazan aile fotoğrafları hastanın zaman ve mekan bilincini korumasına yardım edebilir.

    Günlük yaşam

    Yemek

    Kişilik değişimleri sebebiyle hasta, yemek yemeyi reddedebilir veya yemek seçmeye başlayabilir. Yeni yiyecekler yerine, tanıdık yiyeceklerin hazırlanması ve yemek programının belirli bir düzende olması (yemeğin her gün aynı saatte hazırlanması gibi), hem hastanın zaman kavramının korunmasına, hem de sizin zamanınızı ve enerjinizi etkin bir biçimde kullanmanıza yardım eder. Eğer hastanız sürekli hareket ediyor, yemek sırasında oturmak istemiyorsa, az ama sık aralıklarla yedirmeyi deneyebilirsiniz. Peynir, kraker veya sandviç gibi yiyecekler hasta etrafta dolaşırken atıştırması için uygun olabilir. Yine de hastanın düzenli beslenmesinin sağlanmasındaki anahtarın, göstereceğiniz sabır ve güven duygusu olduğunu unutmayın.

    Kişisel Bakım

    Alzheimer hastalığında hastanın başkasına bağımlı hale gelmesinin en önemli sebeplerinden biri karmaşık işleri yapamamasıdır. Hastalık yerleştikten sonra, hastanız giyinmek, banyo yapmak veya tuvalete gitmek için sizin desteğinize ihtiyaç duyacaktır. Hastanın giyinme konusundaki problemini hafifletmek için bazı pratik ve basit çözümler geliştirilebilir. Sezon dışı giyecekler kaldırılabilir. Düğmeli ve fermuarlı giyecekler yerine kullanımı daha kolay olan giysiler alınabilir. Yıkanmak, demanslı hasta için karmaşık ve zor bir iş haline gelebilir.

    Hastayı, ne yapacağınızı adım adım açıklayarak, belirli bir düzen içinde, hep aynı şekilde ve aynı zamanda yıkamanız faydalı olabilir.

    Alzheimer hastalarında bir başka problem de idrar tutamamaktır. Bu konuda atılacak ilk adım demans dışında bir sebebin olup olmadığının araştırılmasıdır. Eğer tıbbi başka bir sebep yoksa bazı basit tedbirlere başvurulabilir. Örneğin, hasta sadece geceleri idrarını tutamıyorsa, hastanın yemekten sonra içtiklerini sınırlayarak veya gece boyunca düzenli aralıklarla tuvalete gitmesini sağlayarak bu problem hafifletilebilir.

    Boş zamanlar

    Hastayı, yürüyüşe çıkmak ve bahçe bakımı gibi basit işleri yapması konusunda teşvik edin. Demans, hastanın yeni şeyler öğrenmesini imkansızlaştırır. Fakat günlük ev işleri veya eski hobiler hastaya, anlamlı bir şeyler yaptığı ve işe yaradığı hissini verebilir. Müzik dinlemek de hastanın hoşuna gidebilir.


    Davranış problemleriyle başa çıkma

    Demanslı hastalarda davranış değişiklikleri beklenen bir durumdur.

    Şüphe ve suçlama

    Hasta, hafiza ve yeteneklerindeki bozulma ve kendine duyduğu saygının giderek azalması nedeniyle çevresine karşı bazı şüpheler geliştirir. Bu şüpheler genellikle özel eşyalarının çalındığı ya da kendisine kötülük yapılmak istendiği şeklindedir. Hastanın bu tarz suçlamalarının arttığı dönemlerde güvenini kazanmak İçin sıcak, anlayışlı bir tavırla yaklaşılmalıdır. Suçlamaya karşı savunmaya geçmek, hastanın fikrinde ısrar etmesine yol açar.

    Saldırganlık

    Demanslı hasta zaman zaman hırçın ve saldırgan olabilir. Bu reaksiyon, kendisini güvenlikte hissetmemesi veya yeni sesler, olaylar ve insanlarla karşılaşması gibi birçok nedene bağlı olabilir. Hangi durumun nasıl bir tepkiye sebep olduğunu bilerek, benzer durumların oluşmasından kaçınılabilir.

    Yine de, böyle olaylar ortaya çıktığında, hastayı sakinleştirmek için en iyi yol, öncelikle kendinizi sakinleştirmek, yavaş hareketler ve güven verici bir ses tonuyla konuşmaktır.

    Depresyon

    Hastanın bağımsızlığını kaybetmesi ve yaşadığı başarısızlık hissi, genellikle içine kapanık olmasına yol açar. Hastanın depresyonunu kuvvetlendiren ya da kendini iyi hissetmesini sağlayan insanları veya olayları gözlemleyin. Hekiminiz bu konuda yardımcı olabilecek bazı tedaviler önerebilir.

    Amaçsızca dolaşma

    Hastanız çevrede amaçsızca dolaşabilir. Bu ihtiyacın sebepleri, hareketsiz kalamaması, karnının acıkması veya sadece tuvalete gitmek istemesi olabilir. Günlük egzersizler, dışa vurulamayan enerjinin sebep olduğu amaçsız dolaşmanın kontrol edilmesine yardımcı olabilir. Hastanızın çevresini algılama konusunda sorunları varsa ve evden uzaklaşıyorsa, kimliğini bildiren bir bilezik, kimlik kartı ve oturduğu yerin krokisinin yanında bulunması faydalıdır.

    Hayatınız sadece hastanızdan ibaret değildir, unutmayın siz ne kadar iyi olursanız, hastanıza o kadar yardımcı olabilirsiniz.

    Alzheimer Hastalığı

    Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

    Demans ya da halk arasındaki söylenişiyle bunama, günlük yaşam işlevlerinin sürdürülmesini engelleyen ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Bellek kaybı, günlük yaşamın gereksinmeleriyle başa çıkabilme yeteneğinde azalma, algılamada, toplumsal davranışların düzenlenmesinde ve duygusal tepkilerin kontrolünde bozulma ve yanlış inançlar sık karşılaşılan belirtilerdir. Demans, genellikle geri dönüşümsüz, ilerleyici bir durumdur.

    Alzheimer nedir?

    Alzheimer hastalığı, en sık görülen demans tipidir. İkinci sıklıkla görülen demans tipi ise, beyin damarlarının tıkanmasına bağlı olan vasküler (damarsal) demastır.

    Yaşlılarda, kalp hastalıkları, kanser ve inmeden sonra en sık görülen sağlık sorunudur. Kadınlarda biraz daha sık görülür. Alzheimer tanısı konulan hastaların büyük bir kısmı 65 yaşın üzerinde olmakla birlikte, kırklı ve ellili yaşlarda da görülebilir.

    Hastalık bulaşıcı değildir. Yapılan çalışmalar, hastalığın oluşumunda birden fazla kalıtsal özelliğin rol oynadığını göstermiştir. Bu nedenle ailenizde Alzheimer hastası varsa, bu, sizin de ileride Alzheimer olacağınız ya da hastalığın çocuklarınıza geçeceği anlamına gelmez.

    Alzheimer’in nedeni…

    Hastalığın oluşmasında muhtemel bir çok etken ileri sürülmekle birlikte, kesin neden, tam olarak bilinmemektedir. Ailede Alzheimer hastası bulunması yani kalıtım faktörünün yanı sıra, ileri yaş ve önemli kafa travması gibi etkenlerin tümünün bir arada rol oynadığı düşünülmektedir.

    Haberci belirtiler

    Alzheimer hastalığının habercisi olabilecek başlıca 10 belirti bulunmaktadır.

    1- Günlük yaşamı etkileyen unutkanlık: İsimleri, telefon numaralarını ve randevuları ara sıra unutup daha sonra hatırlamak normal bir durumdur. Bu hastalıkta ise hastalar yakın geçmişteki olayları, isimleri ve telefon numaralarını daha sık unuturlar ve bir daha hatırlamazlar, aynı soruları tekrar tekrar sorarlar.
    2- Günlük yaşam işlevlerini yapmada zorluk: Telaşlı insanlar bazen yemeği fırında unutup yemek yandıktan sonra hatırlar. Alzheimer hastaları ise yemeği fırında unutmakla kalmaz, hazırladığını bile hatırlamayabilir. Kendilerine bakmakta, uygun elbiseler seçmekte güçlük çeker
    3- Kelime bulmada güçlük: Hepimiz bazen kelime bulmakta zorluk çekeriz. Alzheimer hastaları çok basit bir kelimeyi bulamayabilir ya da yerine uygun olmayan kelimeler kullanabilir.
    4- Zaman ve mekan karmaşası: Hangi günde olduğumuzu ve nereye gideceğimizi bir an için unutmak doğaldır. Alzheimer hastaları günü, ayı, yılı unutabilir. Her gün geçtikleri sokaklarda kaybolabilir. Nerede olduklarını, oraya nasıl geldiklerini ya da evlerine nasıl gideceklerini bilemeyebilir.
    5- Yargı ve karara varmada güçlük: Alzheimer hastaları olayları doğru yargılayıp, doğru sonuçlara gitmede, geleceği planlamakta güçlük çekebilir.
    6- Pratik düşünmede becerisinde güçlük: Pratik yöntemlerle, günlük bazı karmaşık sorunların üstesinden gelebilir.Alzheimer hastaları ise pratik çözümler üretmede güçlük çekerler.
    7- Sık kullanılan eşyaları yanlış yere koyma: Cüzdan ya da anahtarımızı olağan dışı bir yere koyup sonra da aradığımız olur. Alzheimer hastaları ise eşyalarını olmadık yerlere, örneğin gözlüğü buzdolabına, saatini şeker kavanozuna koyarlar.
    8- Ruh hali ya da davranışlarda değişim: Hepimiz zaman zaman üzgün ya da kaygılı olabiliriz. Alzheimer hastaları ise çok çabuk ağlayabilir, alıngan ya da sinirli hale gelebilir, içine kapanabilir, yanlış inançlar gösterebilir ve suçlayıcı olabilirler.
    9- Kişilik değişimleri: İnsanların kişilikleri yaşla birlikte bir miktar değişim gösterebilir. Alzheimer hastalarında bu değişim çok belirgindir. Şüpheci, inatçı, agresif (saldırgan) bir kişilik sergileyebilir.
    10- Sorumluluktan kaçınma: Zaman zaman ev işlerinden, iş ve toplumsal sorumluluklardan bıkıp yorulabiliriz. Bununla beraber, bu sorumluluklarla mücadele gücünü tekrar kazanırız. Alzheimer hastaları ise iş ve toplum yaşamında çok pasif hale gelebilir ve bu kalıcı olabilir.

    Bu hastalık ilk olarak Alman doktor Alois Alzheimer tarafından 1907 yılında tanımlanmıştır. O günden bu yana yapılan çalışmalarla hastalığın başkaca özellikleri ortaya konulmuştur. Özellikle gelişmiş ülkelerde yaşam kalitesinin yükselmesi ve sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle yaşlı nüfusun artması, Alzheimer hastalığı da AIDS ve kanser gibi çağımızın hastalıkları arasına girmiştir.

    Kadınlarda biraz daha sık görülen Alzheimer Hastalığı, 65 yaşın üzerindeki her 10-20 kişiden birinde, 85 yaşın üzerinde ise neredeyse her iki kişiden birinde ortaya çıkmaktadır. Yurdumuzda henüz ayrıntılı bir çalışma yapılmamış olmakla birlikte 200 bin kadar hasta bulunduğu sanılmaktadır.

    Neden olur?

    Beynimizde hücreler arasında bilgi alışverişini sağlayan bazı kimyasal haberciler bulunmaktadır. Bunlardan biri olan asetilkolin, hatırlama yeteneğinde önemli bir rol oynar. Henüz tam olarak bilinemeyen bir nedenle, asetilkolin miktarı azalırsa, hücreler arasında bilgi alışverişi bozulur ve bellek bozuklukları ortaya çıkar. Nedenler kesin olarak bilinmemekle birlikte, çevresel etkenlerin, kalıtsal faktörlerle birleşmesi sonucunda ortaya çıktığı düşünülmektedir.

    Nasıl ilerler

    Alzheimer hastalığını, başlıca 3 evreye ayırmak mümkündür.

    1.EVRE: Belirtiler henüz farkedilir düzeyde değildir. Hastalar özellikle yakın zamana ait bilgileri hatırlamakta zorluk çeker. Zaman ve mekan tanımlamada zorluk çeker, zaman zaman kaybolur. İşinde verimliliği düşer. Bunların farkına varıp, sinirli, çekingen ve sıkıntılı bir ruh haline girebilir. Oysa yakınları, bütün bunların yaşlılıkta doğal olabileceğini düşünme yanılgısına düşerler.

    2.EVRE: Belirtiler artar, günlük yaşamı olumsuz şekilde etkilemeye başlar. Bellek kaybı arttığı için yakınlarının bile isimlerini unutur. Yıkanma, giyinme gibi günlük işleri kendi başına yapamaz. Para kullanmakta güçlük çeker, konuşması bozulur, hayaller görmeye, yanlış inançlara kapılmaya başlar.

    3.EVRE: Artık tümüyle bağımlı hale gelir, bedensel bozukluklar da baş gösterir. Kendi kendine yemek yiyemez, yürüyemez, hatta idrar ve dışkısını kontrol edemez. Ailesini tanıyamaz ve belirgin davranış bozuklukları baş gösterir.

    Alzheimer Hastalığı, yıllar içinde sinsice ilerleyerek hem hasta, hem de yakınları için ağır bir yük oluşturur. Eğer bir kişide anlattığım belirtiler ortaya çıkmışsa, vakit kaybetmeden, uzman bir hekim tarafından tetkik edilmelidir. Erken dönemde tanınması, hem tedavi hem de bazı pratik önlemlerle hastanın ve yakınlarının yaşam kalitesinin yüksek tutulmasını sağlayacaktır.

    Nasıl tanınır

    Hastalığın tanınmasında özel bir test mevcut değildir. Sinsi başlayıp yavaş bir ilerleme göstermekle beraber, erken dönemlerden itibaren bazı belirtiler gösterir. Bilgili ve deneyimli hekimlerin, zihinsel işlevleri ve günlük işleri yürütebilme yeteneğini araştırmaları, beynin görüntülenmesi, bazı laboratuvar testlerinin yapılmasının yanı sıra benzer belirtiler gösteren diğer hastalıkların araştırılarak elenmesi yöntemiyle Alzheimer hastalığı teşhis edilir. Hastalığın erken teşhisi konusunda hastanın sürekli  hekiminin yardımı olabileceği gibi, nöroloji ve psikiyatri uzmanlarına da başvurulabilir.

    Alzheimer

    Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

    Alzheimer Hastalığı (AH) en sık görülen demans (bunama) tipidir. Bunama ya da demans, günlük yaşam aktivitelerinin sürdürülmesini engelleyen ilerleyici, kronik bir beyin hastalığıdır. Bellek kaybı, günlük yaşamın gereksinimleriyle başa çıkabilme yeteneğinde azalma, algılamada, toplumsal davranışların düzenlenmesinde ve duygusal tepkilerin kontrolünde bozulma sık karşılaşılan belirtilerdir. Bunama ya da demans, büyük çoğunlukla geri dönüşsüz ve ilerleyici bir durumdur. Alzheimer Hastalığı, kadın ve erkekleri eşit oranda tutar. Erişkinlerde, kalp hastalıkları, kanser ve inmeden sonra gelen en sık ölüm nedenidir. Belirlenmiş risk faktörleri arasında ileri yaş ve ailede Alzheimer Hastalığının bulunması yer alır. Alzheimer Hastalığının seyri genellikle yavaştır.

    Alzheimer Hastalığının sıklığı yaşla birlikte artar. Alzheimer Hastalığı tanısı konan hastaların çoğunluğu 65 yaşın üzerinde olmakla beraber, kırklı ve ellili yaşlarda da görülebilir. Bu nedenle, sadece çok yaşlıların hastalığı şeklindeki kanı doğru değildir.

    Alzheimer Hastalığının kalıtsal ve kalıtsal olmayan tipleri bulunur. Kalıtsal tipi oldukça seyrektir (tüm Alzheimer hastalarının %1-5′i). Ellili yaşlardaki hastalar genellikle bu gruptandır. Kalıtsal olmayan tipi, Alzheimer hastalarının % 80′nini oluşturur; yaşlı hastalar genellikle bu grupta yer alır.

    Ailenizde Alzheimer hastası varsa, bu sizin de ilerde hasta olacağınız ya da hastalığı çocuklarınıza aktaracağınız anlamına gelmez. Birçok çalışma, hastalığın oluşumunda birden fazla kalıtsal özelliğin rol oynadığını göstermiştir. Alzheimer Hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir.

    Alzheimer Hastalığının nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında birden fazla etken rol oynuyor olabilir. Olası nedenler arasında, kalıtım (genetik), beyinde anormal proteinlerin birikimi ve çevresel faktörler (zehirli maddeler vb.) sayılabilir.

    Alzheimer Hastalığına kesin tanı konulmasını sağlayacak tek bir test mevcut değildir. Tanı, benzer belirtiler verebilecek diğer hastalıkları elemek için yapılan çeşitli klinik ve laboratuvar testlerin yardımıyla konur.

    Alzheimer Hastalığının belirtilerden biri ya da birkaçı sizde ya da yakınlarınızda bulunuyorsa, vakit geçirmeden pratisyen hekim, aile hekimi, iç hastalıkları, nöroloji ya da psikiyatri uzmanlarına başvurmalısınız.

    BELİRTİLERİ:

    Alzheimer Hastalığının habercisi olabilecek sık karşılaşılanbelirtiler aşağıda sıralanmıştır. Kendinizde ya da yakınlarınızda bu belirtilerdenbiri ya da birkaçı bulunuyorsa, nörolojik muayene için hekime başvurmalısınız.

    1- Günlük yaşam aktivitelerini etkileyen bellekkaybı
    İsimleri, telefon numaralarını ya da randevuları ara sıra unutup sonratekrar hatırlamak normal bir durumdur. Alzheimer Hastalığı ya da diğerdemans tiplerinden biri bulunan hastalar, yakın geçmişteki olayları, insanisimlerini ve telefon numaralarını daha sık unuturlar ve daha sonra dahatırlayamazlar.

    2- Günlük yaşam aktivitelerini yapmada güçlük
    Telaşlı insanlar bazen yemeği fırında unutabilir ve yemek yandıktansonra hatırlar. Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, yemeği fırında unutmaklakalmaz, hazırladıklarını da hatırlamayabilirler.

    3- Kelime bulmada güçlük
    Hepimiz bazen doğru kelimeyi bulmada güçlük çekebiliriz. AlzheimerHastalığı bulunanlar ise çok basit kelimeleri unutabilirler ya da yerineuygun olmayan kelimeler kullanabilirler.

    4- Zaman ve mekan karmaşası
    Hangi günde olduğunuzu ya da nereye gideceğinizi bir an için unutmaknormaldir. Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, hergün geçtikleri sokaklardakaybolabilir. Nerede olduklarını, oraya nasıl geldiklerini ya da evlerinenasıl gideceklerini bilemeyebilirler.

    5- Yargı ve karara varmada güçlük
    Bazen başka bir işe dalıp geçici olarak asıl yaptığımız işi unutabiliriz.Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, asıl yaptıkları işi tamamen unutabilirler.Uygun şekilde giyinemeyebilirler, birkaç gömlek ya da kazağı üst üste giyebilirler.

    6- Pratik düşünme becerisinde güçlük
    Pratik yöntemlerle, günlük bazı karmaşık sorunlarımızın üstesindengelebiliriz. Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, pratik çözüm üretmedegüçlük çekerler.

    7- Sık kullanılan eşyaların yerlerini değiştirme
    Hepimiz bazen cüzdan ya da anahtarlarımızı olağan dışı yerlere koyar,sonra da bir süre ararız. Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, eşyalarınıolmadık yerlere koyabilir: gözlüğünü buzdolabına ya da kol saatini şekerkavanozuna koymak gibi.

    8- Ruh hali ya da davranışlarda değişim
    Hepimiz zaman zaman üzgün ya da kaygılı bir ruh hali içinde olabiliriz.Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, herhangi bir neden olmaksızın anidenağlayabilir ya da çok sinirli hale gelebilir.

    9- Kişilik değişimleri
    İnsanların kişilikleri yaşla birlikte bir miktar değişim gösterebilir.Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, ani ve belirgin değişimler gösterebilir.Şüpheci, telaşlı ya da korku içinde bir kişilik sergileyebilirler.

    10- Sorumluluktan kaçınma
    Zaman zaman ev işlerinden, iş ve sosyal sorumluluklardan bıkıp, yorulabiliriz.Bununla beraber, bu sorumluluklarla mücadele gücümüzü tekrar kazanırız.Alzheimer Hastalığı bulunanlar ise, iş ve sosyal alanlarda çok pasif halegelebilir ve bu kalıcı bir hale dönüşebilir.

    KİMLERDE GÖRÜLÜR:

    AH için günümüzde belirlenmiş olan risk faktörleri, yaş, aile öyküsü ve kalıtımdır. Bununla beraber, bilim adamları başka risk faktörlerinin de bulunduğuna inanmaktadır.

    Yaş:

    AH için en belirgin risk faktörü yaştır. Yaş ilerledikçe, AH gelişim riski de artar. AH nadiren 40′lı ve 50′li yaşlarda görülebilmekle beraber, tanı konan hastaların büyük bir bölümü 65 yaş üzerindedir.

    Ailede demans öyküsü bulunması

    Çalışmalar, Alzheimer hastalarının akrabalarında hastalık sıklığının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu gözlemler, Alzheimer hastalarının yakın akrabalarının, ailesinde Alzheimer hastalığı bulunmayanlara göre daha yüksek risk altında olduğunu ortaya koymaktadır. Bunula beraber, ailenizde Alzheimer hastası varsa, bu sizin de ilerde hasta olacağınız ya da hastalığı çocuklarınıza aktaracağınız anlamına gelmez.

    Kalıtım:

    Bazı ailelerde hastalık, kalıtsal hastalıklarda olduğu gibi geçiş gösterir. Bu ailelerde yapılan çalışmalar, AH ile ilişkili üç kromozom saptamışlardır. Bunlar 21., 14. ve 19. kromozomlardır. 21. ve 14. kromozomlar, 40′lı ve 50′li yaşlarda başlayan AH ile ilişkili bulunmuştur; ileri yaşta başlayan (65 yaş üzeri) AH ile ilişkili değildir.

    Kısa bir süre önce, 19. kromozom üzerinde APOE-e4 adlı bir genin ileri yaşta başlayan (65 yaş üzeri) AH ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu gen günümüzde birçok araştırmacı tarafından AH için bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, bu bir hastalık geni değil, hastalığa karşı duyarlılığı artıran bir gendir. Bu gene sahip olan kişiler AH’na yakalanmadan sağlıklı bir yaşam sürebilirler.

    Tartışmalı risk faktörleri:

    Kafa travması

    Şiddetli bir kafa travması demansa neden olabilmektedir. Ayrıca sürekli kafa travmasına maruz kalan boksörlerde AH’na benzeyen bir tür demans görülmektedir.

    Ailede Down sendromu ve Parkinson hastalığı bulunması

    Birinci derece akrabasında Down sendromu ya da Parkinson hastalığı bulunanlarda AH riski, bulunmayanlara göre bazı çalışmalarda yüksek bulunmuştur.

    Alkol tüketimi

    Alkolizm demansa neden olmaktadır, bununla beraber araştırıcılar alkol tüketiminin AH ile ilişkisiz olduğunu düşünmektedir.

    Çevresel / mesleki etkenler

    Kimyasalların, metallerin ya da diğer toksik maddelerin AH riskini artırıp artırmadığı araştırılmaktadır. Şu ana kadar, hastalık riskini artırdığı saptanan bir madde saptanmamıştır. Alüminyum, risk faktörü olarak güncelliğini korumakla beraber, kanıtlanmış herhangi bir veri bulunmamaktadır.

    Cinsiyet

    Alzheimer hastalığı her iki cinste eşit oranda görülmektedir.

    HASTALIĞIN EVRELERİ:

    Hastalık gelişiminde üç farklı evre gözlenebilir. Bazı belirtler evrelere özgüyken, bir kısmı ortaya hiç çıkmayabilir. Evreler arasında uzun yıllar geçebilir:

    1. EVRE
    Hafif ve genellikle ihmal edilen belirtiler:

    A. Bellek kaybı (genellikle yakın geçmişteki olaylara ilişkin);
    B. Zaman disoryantasyonu (günün tarihini hatırlama güçlüğü);
    C. Mekan disoryantasyonu (bilinen mekanları tanıma güçlüğü, örneğin evdedir fakat nerde olduğunu karıştırabilir).
    D. İnisiyatif kaybı.
    E. Kelime bulma güçlüğü. Bu ilk belirtiler nedeniyle, kişi ürkmüş, utanmış ya da kederli durumda olabilir.

    2. EVRE

    Günlük yaşam aktivitelerinin sürmesini engelleyen belirgin düzeyde belirti ve problemler :

    A. Belirgin bellek problemleri (örn. aile üyelerinin isimleri);
    B. Kendine yeterliğin azalması (örn. yıkanma, giyinme gibi işlevlerde yardım gerekiyor);
    C. Çevrede kaybolma;
    D. Konuşma bozukluğunda artma;
    E. Halusinasyonlar.

    3. EVRE
    Tam bağımlılık. Zihinsel bozukluklar belirgin fiziksel bozuklukla birliktedir.

    A. Yardım edildiği halde beslenmede güçlük;
    B. Arkadaşları ve aile üyelerini tanımada güçlük;
    C. Yürüme güçlükleri (hasta yatağa bağımlı durumda olabilir);
    D. İdrar ve/veya gaita kaçırma;
    E. Belirgin düzeyde davranış bozuklukları.

    TEDAVİ:

    Maalesef, hastalığın nedeni henüz bulunamadığından, tam düzelme ya da “şifa” sağlayacak bir tedavi yoktur. Yine de, belirtileri azaltıp, hastaların yaşam kalitelerini yükseltecek ilaçlar mevcuttur.

    Buna ek olarak, hem hastanın hem de hasta yakınının hastalığa uyum sağlamasını amaçlayan bir çok ilaç dışı yöntem bulunmaktadır.

    İLAÇ TEDAVİSİ

    Belirtilere yönelik ilaçlar : AH’nın sıkıntı verici belirtilerini (huzursuzluk, uykusuzluk, saldırganlık, vb.) azaltmakta faydalı olabilen bir dizi ilaç vardır. Ancak, tıbbi denetim altında verilmedikleri takdirde düzeltmeleri beklenen belirtileri kötüleştirebilir. Bunun sonucunda konfüzyon, inkontinans, vb. yeni belirtiler ortaya çıkabilir. Bu tür ilaçlar arasında şunlar sayılabilir:
    -ANTİDEPRESANLAR
    -NÖROLEPTİKLER
    -ANTİ-ANKSİYETE İLAÇLAR
    -ANTİ-PARKİNSON İLAÇLAR
    -TRANKİLİZANLAR
    -BARBİTURATLAR

    YENİ İLAÇLAR :

    AH’da sinir hücresi kaybı dolayısıyla azalan asetilkolin miktarının yeniden dengelenmesini hedefleyen yeni ilaçlara, kolinesteraz inhibitörleri adı verilmektedir. Asetilkolin beyne ait süreçlerin bir çoğunda ve özellikle de belleğe ait olanlarda işlev gören bir kimyasal maddedir.

    İLAÇ DIŞI TEDAVİLER

    Yurtdışında bu amaçla en sık kullanılan standart tedavi uygulamalarının başında Gerçeklik Yönelimi Tedavisi (Reality Orientation Therapy) ve Geçerlileştirme Tedavisi (Validation Therapy) sayılabilir. Her ikisi de, hasta yakını ve hasta arasındaki iletişimi kolaylaştırmayı hedefler. Bu tedaviler standart biçimleriyle henüz ülkemizde uygulanmamaktadır. Bu tür ilaç dışı yaklaşımların temel ilkesi, karşıdakini anlamak ve kendini ona anlatmaktır. Dolayısıyla, bir AH uzmanıyla görüşme, muayene ve ilaç tedavisi yanı sıra, ilaçsız tedavi yaklaşımlarını da içerecektir.

    Kelimelerin yegane iletişim araçları olmadıklarının akılda tutulması son derece önemlidir. Yüz ifadesi, jestler, ses tonu ve temas, zihinsel durumun aktarılmasını sağlayan temel iletişim araçlarıdır.

    Ağrılarla Mücadele

    Beyin ve sinir sistemi sağlığı İlk yorumu sen yap! »

    Hayatı bize zehir eden ağrılardan, doğru ilaçlar kullanarak kurtulmak mümkün. Ancak, çoğumuz yanlış ilaçlarla sağlığımızı tehlikeye atıyoruz. Doğru ilaç kullanılarak, ağrıların %85′ini kesmek mümkünken, yanlış kullanılan ilaçların başında ağrı kesiciler geliyor. Yapılan hatalarla ağrıdan kurtulmak amaçlanırken, zehirlenmeden böbrek yetmezliğine kadar birçok sağlık sorununa davetiye çıkarılıyor.

    Çekilen ağrılar nedeniyle dünyada 700 milyon iş günü verimsiz hale geliyor. Modern tıp imkanları ağrılara çözüm bulurken yapılan araştırmalar ağrı gidermek için uyumayı tercih edenlerin bile olduğunu ortaya koyuyor.

    İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serdar Erdine, ağrının kader olmadığına dikkat çekerek “Yeni yöntemler geliştiği için ağrı tedavisinde başarı %50′den %85′e kadar çıktı. Geçmişte ameliyatla hallolan birçok bel ağrısı günümüzde ameliyatsız, dışarıdan uygulanan yöntemlerle tedavi ediliyor” diye konuştu.

    Erdine, hastaların, birçok yanlış tedavi yöntemlerine yöneldiğini belirterek, bel ağrılarını dindirmek için beline jilet attıran hastalar dahi olduğunu anlattı.

    Ağrıdan şikayet eden hastaya, örneğin bel, boyun ağrıları çekenlere, ağrısız bir dönem sağlamanın tedavide önem kazandığını belirten Erdine, “Hastaya ağrısız dönem sağlayarak yapacağı egzersizlerle, hareketlerle vücudu toparlayacak vakti kazandırmayı amaçlıyoruz. Burada ekip çalışması önem kazanıyor. Ağrı uzmanları hastanın ağrısını kesiyor. Fizik tedavi uzmanlarına gönderiyor, tedavilerine devam ediyorlar” dedi.

    Prof. Dr. Serdar Erdine, doktora muayene olmadan gelişigüzel ağrı kesici kullanmanın tehlikeli olduğuna dikkat çekerek, ortaya çıkabilecek sorunları şöyle sıraladı: İlaç bağımlılığı, ilaç zehirlenmeleri, karaciğer ve böbrek yetmezliği, ilaçların yan etkilerinde artış. “Türkiye’de ağrı kesici ilaç en çok, %84.3 oranıyla Kuzey Anadolu’da, en az %71.0 oranıyla Batı Anadolu’da kullanılıyor.

    Ağrıyı Yenmenin Kuralları

    Gerginlik nedeniyle ağrı çekiyorsa sorunuyla yüzleşmeli.

    Ağrıyı beyninden uzaklaştırmalı.

    Duygularını serbetçe ifade etmeli. Düşündüklerini anlatmalı.

    Yaşama pozitif bakmalı.

    Üretken olabileceği alanlara yönelmeli.

    Ağrı Çekenlere Müjde

    Ağrı tedavisi ile ilgili araştırmalar tüm dünyada ilgiyle izleniyor. Birçok ülkede araştırmalarını sürdüren bilimadamları her geçen gün yeni gelişmeler kaydediyor.

    Türk Ağrı Derneği Başkanı Prof. Dr. Serdar Erdine, umut verici çalışmaların, ağrı tedavisindeki başarı oranını arttıracağını söyledi.Yeni tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Serdar Erdine, ağrı tedavisine ilişkin umut vaadeden bilimsel çalışmaları şöyle sıraladı:

    Şu anda morfinlerin verilmesini sağlayan pompaların boyutu küçülecek. Hap büyüklüğünde pompalar kullanılacak.

    Hap büyüklüğünde mikroçiplerle ilaçlar, elektriksel uyaranlar ağrılı bölgeye gönderilecek. Küçük cerrahi girişimlerle yerleştirilecek.

    Kişide ağrı eşiğini belirleyen faktörlerden biri de genetik geçiş. Bu alandaki gelişmelerin tedavide yeni ufuklar açması bekleniyor.

    Önümüzdeki 10-15 yıl içinde çıkacak morfinlerin ve ilaçların, alışkanlık veya yan etki yapmaması sağlanacak.

    İlaç Yetmezse

    Kanser, bazı bel ağrıları, boyun ağrıları, sinirlerin iltihaplanması sonucu ortaya çıkan ve damarlardan kaynaklanan ağrıların ilaçla tedavi edilmesi zorlaşıyor. Bu grupta yeralan hastalara farklı yöntemler kullanılıyor. Yeni yöntemlerle kanserli hastaların ağrılarını dindirilmesinde %95′e varan başarılar elde ediliyor.

    Uygulanan Yöntemler

    Sinirlerin çalışması değiştiriliyor: Ağrılı bölgeye giden sinirlerin çalıştırılması, etki biçimi değiştiriliyor. İlaçla tedavisi zor olan ağrılı hastaların ağrılı bölgeye giden sinirlerine uygulanıyor. Dışardan elektriksel uyaranlar göndererek, sinir dokusu farklı çalıştırılarak ağrı dindiriliyor.

    Omurgaya pil takılıyor: Küçük cerrahi müdahalelerle, omuriliğe omurilik pilleri takılıyor. Pil, ağrı sinirlerinin çalışmasını engelleyerek ağrının ortaya çıkmasını önlüyor.

    Pompa kullanılıyor: Özellikle kanser ağrılarının dindirilmesinde pompayla morfin verilmesi önemli bir gelişme. Morfin ağız ve diğer yolların dışında deri altına yerleştirilen pompa ile veriliyor. Bu pompayı hasta kendi de kullanabiliyor. Bu yöntemle ağızdan verilen morfin miktarının onda biri kadarını kullanarak ağrı dindirmede aynı başarı sağlanmış oluyor. Ağızdan morfin verildiğinde ortaya çıkan baş dönmesi, uyku hali gibi şikayetler ortadan kalkıyor. Hastalar pompayı nasıl kullanacağı konusunda eğitiliyor. Aletler hastanın morfini gereğinden fazla vermesini engelleyecek şekilde yapılıyor.

    Ağrı sinirleri yakılıyor: Son yıllarda kanser ağrısında, bel ve boyun fıtıklarında, ağrı sinirlerini yakma yöntemi kullanılıyor. Radyofrekans denilen mikrodalgaya benzeyen akımlar gönderip, ağrılı bölgenin sinirlerini tahrip ederek ağrı dindiriliyor.

    Psikiyatrist Gözüyle Ağrı

    Ağrı ile duygusal yaşam arasında ilişki olduğuna dikkat çeken İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, “Ağrısı olan bir çocuğa annesinin ilgi göstermesi, ağrıyan yerini okşaması, çocuğun ağrı şiddetini azaltabiliyor” dedi.

    Özkan, ağrıyla psikolojik durum arasındaki ilişkiyi şu sözlerle özetledi: “Birinci grupta, fiziksel hastalığın yanısıra psikolojik sorunların da olduğu görülür. Hasta depresyon geçiriyorsa ağrının şiddeti artacaktır. Depresyonun da tedavi edilmesi gerekir. İkinci grupta, psikomatik ağrılar yeralıyor. Yaşamı zorlayıcı olaylar, gerginlik nedeniyle baş, mide-bağırsak sistemi ağrıları ortaya çıkabiliyor. Üçüncü grupta tamamen psikolojik ağrılar görülüyor. Beden gerginliğini ağrı ile ifade ediyor.”


    Copyright © 2007 SaglikDersi.NET. All rights reserved.